Avrupa Birliği’ne Üye Devletlerin Türk Karayolu Taşımacılarına verilen Geçiş Belgelerini Sınırlamaları Yolu ile Malların Serbest Dolaşımına Kota Uygulamaları Sorunu ve Muhtemel Çözüm Yollarına Dair “Bilgi Notu”

Prof. Dr. Işın KARAKAŞ ( Galatasaray Üniversitesi )

Prof. Dr. Eser KARAKAŞ (Bahçeşehir Üniversitesi)

 

· Türkiye-AB arasında kurulan Gümrük Birliği sonucu gümrük vergileri ve eş etkili vergiler ile miktar kısıtlamaları kaldırılmıştır. Türkiye aynı zamanda Topluluğun ortak ticaret politikasına da uyum göstermektedir. Ancak Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın (ATAD) bir çok kararına konu olan ve içtihat ile içeriği netleşen miktar kısıtlamaları ve eş etkili tedbirlerin kaldırılması meselesi her iki taraf (Türkiye-AB) için de gümrük birliğinin uygulanmasına yönelik sorunların temeli olmaya devam etmektedir.

· Ticaret özgürlüğünü her ne şekilde olursa olsun kısıtlayıcı bir etkiye sahip her türlü ulusal mevzuat ya da uygulama, özel olarak diğer devletlerden gelen ürünleri doğrudan hedef almıyor bile olsa Roma antlaşmasına ve Gümrük Birliği kararına aykırıdır. Zira Gümrük Birliği içinde malların serbest dolaşımı sadece diğer üye devletlerden gelen ya da üye devletlere giden malların ithalat ve ihracat serbestisini kapsamaz, aynı zamanda bu malların üye devletler toprakları üzerinden serbest transit geçişini de içerir. Bu durum ise ne transit vergisi ne de transit geçişe ilişkin herhangi bir ücret ya da zorluklar uygulanamayacağını ortaya koymaktadır.

· Malların transit geçiş serbestisine getirilen her türlü ayrımcı ve keyfi zorluklar Gümrük Birliği Kararına (AT anlaşmasının 28 ve 29. maddelerinin transit geçiş hakkına da uygulanması uyarınca) aykırıdır. Zira Türkiye Topluluk gümrük alanı içindedir, bu durumda da malların dolaşımında mutlak bir serbestliğin söz konusu olması gerekir.

· Avrupa’daki mercilerin bu hukuki durumu kabul etmeyerek Türkiye’yi bir üçüncü devlet olarak değerlendirmeleri halinde dahi AB’ne üye devletlerin ve AB’nin GATT anlaşmalarının 5. maddesinden kaynaklanan yükümlülükleri devam etmekte ve taraf bir devletten gelen malların serbest transit geçiş hakkını sağlamaları gerekmektedir.

· Türk karayolu taşımacılarına uygulanan Geçiş belgesi sınırlaması malların serbest dolaşımına doğrulanmamış bir engel niteliğindedir. Bu uygulama öngörülen mal kategorilerinde ithalat ve ihracatta tüm engellerin kaldırılması yöntemi ile ticaretin serbestleştirilmesini öngören Gümrük Birliği Kararı’na aykırıdır.

· Bu sorunun Türkiye ve AB’nin henüz uyumdan uzak olduğu hizmetlerin serbest dolaşımı meselesi ile herhangi bir ilgisi olmadığı açıktır. Ulaştırma politikasının da bir bölümünü oluşturduğu hizmetlerin serbest dolaşımı konusu Türkiye-AB arasındaki müzakere sürecinin bir başlığını oluşturmaktadır ve diğer aday devletlerde olduğu gibi Türkiye’nin de tam üyeliği söz konusu olduğunda katılma anlaşmasının içeriğinde yeralacak konulardan biridir. O zamana kadar, ulaştırma hizmetinin serbest sunumuna ilişkin düzenlemelerde öngörülmemiş ve malların ulaşımını kısıtlayan tüm şartlar kabul edilemez ve Gümrük Birliği Kararı’nın 5. maddesine aykırıdır.

 

Söz Konusu Haksız Uygulamalar Karşısında Başvurulabilecek Hukuki Yollar:

1 Ortaklık Konseyi

Türkiye-AT arasındaki ortaklık anlaşmasının temel organı olan Ortaklık Konseyi’nin yargısal yetkisi söz konusudur.

Ankara anlaşmasının 25. maddesi uyarınca;

1. Her akit taraf (üye devletler, Topluluk ve Türkiye) Topluluk, bir üye devlet ve Türkiye’yi ilgilendiren anlaşmanın yorum ve uygulamasına ilişkin her türlü uyuşmazlıkta Ortaklık Konseyi’ne başvurabilir.

2. Ortaklık Konseyi, kendi karar vererek uyuşmazlığı çözümleyebilir; aynı zamanda uyuşmazlığı Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’na ya da varolan diğer yargı organlarından birine sunabilir.

3. Her taraf kararın veya yargı kararının uygulanmasına yönelik tedbirleri almakla yükümlüdür.

Türkiye eş etkili tedbir oluşturan ulaştırma “kotaları”sorununu üye devlerlerce uygulanan kısıtlamaların kaldırılması doğrultusunda bir kararın çıkarılması için Ortaklık Konseyi’nin gündemine taşıyabilir.

Ortaklık Konseyi bünyesinde bu konuda karar alınmasını engelleyen siyasi bir uzlaşmazlığın ortaya çıkması halinde, Türkiye bu konuda ATAD’nın yorumunun elde edilmesi doğrultusunda ATAD’na başvurulmasını sağlamak için Ortaklık Konseyi’ni zorlayabilir.

Türk Karayolu Taşımacılarına Geçiş Belgesi Sınırlaması Uygulayan bir Üye Devlette Dava Açılması:

Türk karayolu taşımacılarına geçiş belgesi sınırlaması uygulayan AB üyesi bir devlette (ör.İtalya, transit geçişlere ilişkin olarak Macaristan ya da Slovenya’da) dava açmak her zaman mümkündür.

İlgili devlette dava sınırlama kararını koyan ya da uygulayan idare ya da bakanlık aleyhine açılmalıdır. Talep dava konusu düzenlemenin Avrupa Birliği Hukukuna, Ankara anlaşması ile 1/95 Gümrük Birliği kararına aykırılığı nedeni ile uygulanmamasına ilişkin olmalıdır.

Yetkili mahkemeye yapılmış başvuruda, mahkemenin Avrupa Birliği Hukuku (AT analaşması 28. madde) ve 1963 Ankara Anlaşması doğrultusunda Gümrük Birliği kararının 5. maddesinin yorumlanmasına ilişkin olarak ATAD’na Ön-Karar başvurusu (AT anlaşması madde 234) yapması da istenmelidir.

ATAD’nından Ön-Karar başvurusunda Gümrük Birliği kararının 5. maddesinin doğrudan uygulanma niteliği, 5. maddenin 28. madde uyarınca yorumlanıp yorumlanamayacağı ve karayolu taşımacılığında Türk araçlarına uygulanan geçiş belgesi sınırlamalarının miktar kısıtlamasına eş etkili bir tedbir niteliğinde olup olmadıkları sorulmalıdır.

Her iki yolun birlikte zorlanmasında bir engel yoktur.